Özel Sektörün Kalkınmadaki Rolü

Günümüzde insanlığın ve yaşadığımız dünyanın karşılaştığı sorunların çok kapsamlı olması nedeniyle bu sorunların çözümünde yalnızca kamu kurumlarının yetersiz kaldığı görülmektedir. Sürdürülebilir bir kalkınmanın sağlanması için toplumdaki tüm oyunculara iş düşmektedir. Devlet, sivil toplum, özel sektör ve benzeri tüm paydaşlardan yeni gündemi hayata geçirmeye katkı sağlamaları beklenir.

Özel sektör, ekonomik büyüme ve istihdam mekanizmasının önemli bir parçası olarak giderek daha fazla önem kazanıyor. Özel sektör, mal ve hizmet sağlar, temel toplumsal ve ekonomik altyapıyı finanse etmeye yönelik vergi gelirleri oluşturur ve kalkınmaya ilişkin zorlukların giderilmesine yardım eden yeni ve yenilikçi çözümler geliştirir. Ayrıca iklim değişikliği ile mücadelede önemli bir rol oynar. Özel sektörün kalkınma konusunda oynadığı rol, ekonomik kalkınmayı destekleyen geleneksel bir yaklaşımdan daha kapsamlı ve ayrıntılı kamu-özel ortaklıklarının kurulmasına kadar genişlemektedir. Bu itibarla özel sektör, UNDP’nin yoksulluğu ortadan kaldırma konusunda ülkelere yardım etmeye ve daha kapsamlı bir sürdürülebilir kalkınma çerçevesinde eşitsizlikleri ve dışlanmışlığı azaltmaya yönelik vizyonunu gerçekleştirmesi hususunda önemli bir stratejik ortak haline gelmiştir.

Bununla birlikte özel sektörün rolü finansman ve yatırımla sınırlı değildir. Yenilik sunma kapasitesi, insan kaynakları, teknik bilgiler ve teknolojik girdiler özel sektörün diğer potansiyel katkılarıdır. Değer yaratmaya ilişkin fırsatları beraberinde getirerek sürdürülebilir ekonomik büyümeyi teşvik eden özel sektör, kalkınma alanında önemli bir rol oynar. Ayrıca, sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması ile ticaret yapmaya ve pazar oluşturmaya yönelik ortamların da gelişeceği bir gerçektir. Trilyonlarca dolar tutarındaki kamu fonları ve özel fonlar sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yeniden tahsis edilecektir. Böylece sorumlu şirketler için çözüm bulmaya ilişkin büyük imkanlar oluşacaktır.